İtalyan Filmlerinin İkonik “Baba”ları
 

Bu Babalar Günü için fedakarlık, saygı ve umut barındıran Baba figürlü İtalyan filmlerinden ilham almaya ne dersiniz?
Biz en ikonik 3 tanesini sizin için seçtik...
 
 


 
Hayat Güzeldir (
La vita è bella)
Ünlü yönetmen Roberto Benigni'in başrolünü üstlendiği ve yönettiği İtalyan yapımı film, kültleşmiş filmler arasında ilk akla gelen en özel yapıtlardan biri.
1998 Cannes Film Festivali'nde Büyük Ödül'ü kazanan ve 1999 yılında da 7 dalda Oscar'a aday olan film, en iyi yabancı film, en iyi erkek oyuncu ve en iyi müzik dallarında birçok ödüle layık görüldü. II. Dünya Savaşı döneminde ailesi ile birlikte toplama kamplarına götürülen Yahudi bir baba ve ailesiyle birlikte giden İtalyan bir annenin, çocuklarını korumak için yaptıkları her şeyi büyük bir oyunmuş gibi gösterme çabasını anlatan film, bugün aile ve özellikle de baba-çocuk ilişkileri açısından çok özel bir yere sahip.
İlk yarısı romantik türde olan filmin ikinci yarısında II. Dünya Savaşı ile hikayenin asıl kısmı başlıyor. Fedakar baba Guido (Roberto Benigni), eşi Dora (Nicoletta Braschi) ve o gün doğum günü olan oğulları Giosue (Giorgio Cantarini) toplama kampına götürülüyor. Oğluna kampta olup bitenlerin oyun olduğunu eğer oyunu kazanırlarsa ödül olarak doğum gününde almasını istediği tankı vereceklerini söyleyen baba, oyunun şartlarını kendi uydurduğu ve oğluna söylemek istediği şekilde anlatıyor.
Sonunu izleyerek öğrenmeniz gereken bu filmi Giosue yıllar sonra  “Ailesi için çok fedakarlık yapan bir babanın hikayesidir.” olarak anlatıyor.


  

 
Baba (The Godfather)

II. Dünya Savaşı’nın bitişiyle başlayan ve tam 10 yıl sürecek bir serüven 1972 yılında “The Godfather” filmiyle başlıyor. Mario Puzo'nun aynı adlı romanından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda ünlü İtalyan Francis Ford Coppola oturuyor. Başrolü üstlenen Marlon Brando ve Al Pacino’ya dahil her isim filmin kült bir esere dönüşmesinde önemli bir yere sahip.

İtalyan asıllı Corleone ailesi, babaları Don Vito Corleone'nin (Marlon Brando) başında olduğu bir mafya ailesini temsil eder. New York'daki diğer dört aileyle birlikte şehrin yeraltı işlerini yöneten Corleone ailesi diğerlerinden farklı olarak politikacılar ve yargıçlarla yakın ilişkilere sahiptir. Daha sonra bu ilişkilerin değişimiyle başlayan olayları konu alan seride ailedeki büyük oğullarının kaybı ile en küçük oğulları Michael (Al Pacino) devreye girer.

Birçok olayın yanı sıra İtalyan ailelerindeki baba figürünün önemini vurgulayan ve babaya duyulan saygıyı öne çıkaran film, Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından "kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli" filmler arasına seçildiği günden beri ABD Ulusal Film Arşivi'nde muhafaza ediliyor. Ayrıca bir Don Corleone repliği olan "Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım", bugün hala sinema tarihinin en çok gönderme yapılan repliklerinden biri.
 


 
Bisiklet Hırsızları (Ladri di biciclette)

Baba ve çocuk ilişkisini anlatan en eski İtalyan filmlerinden “Bisiklet Hırsızları” 1948 yılında Vittorio De Sica'nın yönetmenliğinde farklı bir akıma imza attı. Yapım tekniği ve sinema estetiği açısından “Yeni Gerçekçilik” akımının simgesi olarak kabul edilen bu film mutlaka izlenmesi gerekenlerden...
II. Dünya Savaşı sonrasında Roma’nın yoksul dönemlerinde, yaşam mücadelesi veren bir işçinin, umut ve utanç barındıran hikayesini anlatan filmde; işsiz olan Antonio Ricci'nin (Lamberto Maggiorani) yeni afiş asma işi için aldığı bisikletinin çalınmasıyla olaylar başlıyor. Afiş yapıştırdığı sırada bisikletini çalan hırsızı bulma işlemi, polis tarafından Antonio’ya kalınca 10 yaşındaki oğlu Bruno (Enzo Staiola) ile Roma’yı karış karış arama hikayesi başlıyor. Sonrasında gelişen olaylar ise yine filmde gizli olsa da filmin mottosu “Her şeyin bir çaresi var…”
Şimdiden iyi seyirler...

Oturum Aç

E-Posta Adresiniz *

Şifreniz *

Şifremi unuttum